29 Ekim 2026, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilanının 103. yıl dönümü. Bu anlamlı gün, ülkenin tarihine şehirleri üzerinden bakmak için de bir fırsat: sokaklar, meydanlar, binalar ve gündelik hayatın değişimine eşlik eden mahalleler.

1923’te başkent olan Ankara’dan farklı dönemlerin izlerini bir arada taşıyan İstanbul’a uzanan bu yazıda, şehir planlaması, ulaşımın gelişimi ve konut üretimi arasındaki ilişkiyi anlamamıza yardımcı olan dönüm noktalarını ele alıyoruz. Çünkü kentlerin hikâyesi yalnızca binaların görünümünden ibaret değil; bu binalarda nasıl yaşandığını, işe ve hizmetlere nasıl ulaşıldığını da kapsıyor.

Ankara: Bir başkentin ve yeni bir kentsel kimliğin inşası

Ankara, Cumhuriyet’in aynı yıl 29 Ekim’de ilan edilmesinden önce, 13 Ekim 1923’te başkent oldu. Kültür ve Turizm Bakanlığının 1923 yılı kronolojisi, bu iki önemli tarihi kayıt altına alıyor.

Başkentin gelişimi, kamu binalarının inşasının ötesine geçen bir projeydi. Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün açıklamasına göre Christoph Lörcher’in 1924–1925 tarihli planı, bu sürecin erken aşamalarından birini oluşturdu. Ardından Hermann Jansen’in planı, 1930’lu yıllarda kapsamlı biçimde uygulandı.

Ulus’tan Çankaya’ya doğru Atatürk Bulvarı boyunca gelişen kentsel aks; meydanları, idari, kültürel ve ticari yapıları ve parkları bir araya getirdi. Bu deneyim, sokakların ve kamusal alanların planlanmasının bir şehrin kimliğini ve sakinlerinin yaşamını nasıl şekillendirebildiğini gösteriyor. Kaynak: Kültür ve Turizm Bakanlığı

1930’lu yılların sonunda Ankara Cumhuriyet Bulvarı

1930’lu yılların sonunda Ankara Cumhuriyet Bulvarı. Kaynak: Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü, Wikimedia Commons aracılığıyla. Bilinen telif hakkı kısıtlaması bulunmadığı belirtilmektedir. Görsel değiştirilmemiştir.

İstanbul: Tarihin farklı dönemlerini bir arada yaşatan şehir

İstanbul’un hikâyesi farklıdır. Cumhuriyet’ten yüzyıllar önce büyük bir şehir olan İstanbul’un kentsel gelişimi, 1923’te sıfırdan başlamadı. Bu süreklilik ulaşım tarihinde de görülür: Atlı tramvaylar 1871’de hizmete girdi, Tünel 1875’te açıldı ve elektrikli tramvay işletmeciliğine 1914’te geçildi.

Cumhuriyet döneminde ise 1927’de otobüs seferleri başladı. İlgili ulaşım işletmelerinin millîleştirilmesinin ardından İETT, 1939’da bugünkü kurumsal adını aldı. Kaynak: İETT Kısa Tarihçe

Bu nedenle İstanbul’u okumak, yan yana duran farklı katmanları okumaya benzer: tarihî yapılar, farklı dönemlerden apartmanlar, daha yeni mahalleler ve projeler. Tek bir görüntü, bu çeşitliliğin tamamını anlatamaz.

Ulaşım: Mahalleler şehrin geri kalanına nasıl bağlanıyor?

Ulaşım tarihi, kent yaşamındaki değişimi anlamamıza yardımcı olur. Metro İstanbul 1988’de kuruldu; M1 hattının ilk aşaması 1989’da, T1 tramvay hattının ilk aşaması ise 1992’de hizmete açıldı. Kaynak: Metro İstanbul Kronolojik Tarihçesi

Konut açısından bakıldığında, şehre fiilen erişebilmek önem kazanır: İşe ulaşmak ne kadar sürüyor? İstasyona yürüyerek gidilebiliyor mu? Kaç kez aktarma yapmak gerekiyor?

Bu pratik sorular, konum değerlendirmesine mahalle adının veya haritadaki mesafenin ötesinde bir boyut katar. Ev seçimi, orada yaşayacak kişinin günlük yolculuklarıyla da yakından ilişkilidir.

İstiklal Caddesi’nde nostaljik tramvay, İstanbul, 2007; siyah-beyaz düzenleme

İstiklal Caddesi’nde nostaljik tramvay, İstanbul, 12 Mayıs 2007. Fotoğraf: Janderk1968, Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0.

Toplu konut ve şehirlerin barınma ihtiyacına yanıt arayışı

Şehirlerin büyümesi, sürekli gündemde olan bir soruyu beraberinde getiriyor: Sakinlerin ihtiyaçlarına uygun konutlar nasıl sağlanabilir?

Bu alandaki kurumsal dönüm noktalarından biri, 1984’te 2985 sayılı Toplu Konut Kanunu ile Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığının kurulmasıydı. Kurum, 1990’da iki ayrı idare olarak yeniden düzenlendi. TOKİ, bu aşamaları resmî kuruluş ve tarihçe sayfasında açıklıyor.

Bu deneyim, konut tarihinin yalnızca özel sektör projelerinden oluşmadığını hatırlatıyor. Kamu politikaları, planlama, finansman ve ailelerin uygun konuta erişebilme imkânları da bu tarihin parçası.

Konut kalitesi: Bina ve çevresi birlikte değerlendirilmeli

Bu dönüm noktalarına bakarken konut kalitesini, birbirine bağlı unsurların bütünü olarak ele alabiliriz: kullanışlı bir iç plan, doğal aydınlatma ve havalandırma, yakın çevredeki hizmetler, kullanılabilir kamusal alanlar ve şehrin geri kalanına rahat erişim.

Binanın teknik durumu da bu değerlendirmenin temel bir parçasıdır. Önemli düzenleyici adımlardan biri, Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği’nin 2018’de yayımlanması ve 1 Ocak 2019’da yürürlüğe girmesidir. Kaynak: AFAD. Bir binanın yalnızca modern görünmesi, güvenliği hakkında karar vermek için yeterli değildir; bunun için uzman teknik değerlendirme gerekir.

103 yıl ve yenilenmeye devam eden şehirler

Cumhuriyet’in yıl dönümü, kentlere yaşamın bir kaydı olarak bakmamızı sağlıyor: Başkent nasıl şekillendi, İstanbul’un mahalleleri birbirine nasıl bağlandı ve barınma ihtiyacına verilen yanıtlar nasıl çeşitlendi?

Bugün konut arayanlar için bu tarihsel okuma, yalın bir soruya işaret ediyor: Ev ve çevresi, günlük yaşamın ihtiyaçlarını karşılıyor mu? Konum, planlama, hizmetler ve teknik durum birlikte değerlendirilmeyi hak ediyor.

Bu vesileyle Maher Gayrimenkul Geliştirme Şirketi olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin 103. yıl dönümünü kutluyor; şehirlerin geliştiği ve yaşam kalitesinin yükseldiği bir gelecek diliyoruz.