
Türkiye'de kadın hakları
Türk hukuku kadın haklarını her alanda güvence altına alır; Türk kadını hak ve özgürlükler bakımından erkekle eşittir
Türk Medeni Kanunu'nun 8. maddesine göre:
“Herkes, hak ve yükümlülüklerinin ve kendisine yöneltilen herhangi bir
cezai suçlamanın belirlenmesinde, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme önünde adil ve açık bir yargılanma hakkına sahiptir”.
Madde kadın ile erkek arasında ayrım yapmaz ve medeni hakların kullanılmasını toplumun bütün bireylerine ait bir hak sayar.
Hak ve yükümlülükleri kullanma ehliyeti de aynı hükme tabidir.
Evlenme yaşı
Türkiye'de Medeni Kanun'un 88. maddesine göre: “Erkek çocuk 17 yaşını doldurmadan evlenemez, kız çocuk ise
15 yaşını doldurmadan evlenemez”.
Dolayısıyla kızlar ile erkekler için evlenme yaşı eşit değildir ve aralarında iki yıl fark vardır.
Ayrıca hâkim, 16 yaşındaki bir erkek çocuğa ve 14 yaşındaki bir kız çocuğa
olağanüstü durumlarda ve pek önemli bir sebeple evlenme izni verebilir.
Kocanın ölümünden sonra kadının evlenmesi
Türk hukukunda kadın, kocasının ölümünden sonra 300 gün boyunca evlenemez; aynı süre
boşanma ve evliliğin iptali hâlinde de aranır. Ancak kadın doğum yaparsa bu süre derhâl sona erer.
Hâkim ayrıca, boşanmış eşlerin yeniden evlenmek istemesi hâlinde bu süreyi kısaltabilir. (Madde 95. Türkiye)
Görüldüğü üzere Türk hukukunda eşler, yeniden bir araya gelmeleri hâlinde de bu süreyi gözetmek zorundadır ve
söz konusu süreyi kısaltıp kısaltmamak hâkimin takdirindedir.
Evliliğin iptali
Çok eşlilik Türk hukukunda yasa dışıdır; nitekim 112. maddenin birinci fıkrasına göre,
“Taraflardan biri (kadın veya erkek) evlenme sırasında evli ise, söz konusu evlilik batıldır”.
Aynı maddenin ikinci fıkrasında da şöyle denilir: “Taraflardan biri evlenme sırasında akıl hastası ise veya ayırt etme gücünden yoksunsa
bu evlilik batıl sayılır”.
Bu nedenle Türkiye'deki Medeni Kanun'a göre çok eşliliğe izin verilmez; kadın ya da erkek, kanunu
gözetmeksizin bir başkasıyla evlenirse bu evlilik batıldır ve hiçbir hukuki sonuç doğurmaz.
Akıl hastası bir kişiyle yapılan evlilik de batıldır,
ayrıca kan hısımları arasındaki evlilik de evliliğin butlan hâllerinden sayılır (Türkiye Anayasası'nın 112. maddesinin 3. fıkrası)
Boşanma
Türk Medeni Kanunu'nda dava açılmadan boşanmaya hükmedilmez.
Bu yüzden eşlerin ayrılabilmesi için, önce eşlerden birinin mahkemeye boşanma davası açması gerekir.
Boşanmış kadının kişisel durumu
Boşanmış kadın, evlenmeyle kazandığı kişisel durumu boşanmadan sonra da koruyabilir. Ancak
bekârlık soyadına döner.
Boşanmış kadının evlilik sırasındaki koca soyadını kullanmakta menfaati bulunuyor ve bu durum kocaya bir zarar vermiyorsa,
hâkim, kadının talebi üzerine evlilik sırasındaki soyadını (kocanın soyadını) kullanmasına izin verebilir.
Koşullar değişirse, erkek yukarıda anılan izin konusunda hâkime başvurabilir. (Madde 141)
Boşanmadan sonra nafaka uygulaması
144. maddeye göre: “Boşanmanın gerçekleşmesi yüzünden yoksulluğa düşen ve bunun oluşmasında ağır kusuru
bulunmayan kadın (veya erkek), eşinden gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.
Türk Medeni Kanunu'nda nafakanın boşanmadan sonra ödendiği, birlikte yaşarken ödenmediği ve ödemenin yalnızca
kocanın sorumluluğunda olmadığı görülür; kocası muhtaç durumdaysa varlıklı kadın da onun geçim giderlerini üstlenir.
Bu ödemeler yoksulluk ortadan kalkana kadar sürer. Tutarın artırılması ve azaltılması da mahkeme kararı gerektirir
Türkiye'de kadınların çalışması
Kadınların çalışmasına ilişkin 159. madde, Anayasa Mahkemesi'nin 29/11/1990 tarihli kararıyla yürürlükten kaldırılmıştır.
Bu nedenle kadınların çalışmasına dair özel bir hüküm yoktur; kadın da erkek gibi izin verilen bütün işlerde çalışabilir.
Miras
Türk hukukunda kadın ile erkek arasında miras bakımından fark yoktur. Bu, 439. maddenin açık hükmüne dayanır.
Türkiye: “Çocuklar eşit olarak mirasçı olur”.
